Soru-Cevap !?

Bir düşünelim mi?

1 – Her soru soran gerçek anlamda öğrenmek isteği olan biri midir? (Hakim, karınız vb.)
2 – Her soru sormayan cahil midir? (dostunuz dinler değil mi?)
3 – Her soru her zaman sorulmalı mı?
4 – Her soru her zaman cevaplanmalı mı?
5 – Bilgi aynı zamanda tehlikeli değil mi? Her öğrendiğimiz hayat mı kurtarır? Hatta hayat kurtarması amacı ile öğrendiğimiz bir bilgide ufak bir detay eksikliği, pratik eksiği ve/veya unutkanlık kazara bize (en iyi tarafı ile) hayat sıkıntısı oluşturabilir mi?
6 – Her sorunun cevabı doğru mu?
7 – Her soru doğru sorulmuş olur mu? vb…. 🙂

Reklamlar

Dizi dizi biz.

BİR ALINTI:

” KANAL D DİZİLERİ SÜPER

Çocuklarım olmadan asla vermem diyorsan ALİYE’Yİ;
Çocuklarım için seve seve veririm diyorsan BİNBİR GECE’Yİ;
Çocuklarım küçük yaşta versin diyorsan KÜÇÜK KADINLARI;
Çocuklarım çiftlikte versin diyorsan HANIMIN ÇİFTLİĞİ’Nİ ;
Çocuklarımın hepsi tek bir kişiye versin diyorsan YAPRAK DÖKÜMÜ’NÜ ;
Sülalenin hepsi birbirine versin diyorsan AŞKI MEMNU’YU izle! ” demiş Ali SESLİ arkadaşımız.

Diziler ve ALIŞ VERİŞ çok ilginç bir ilgi oluşturmuş Sayın Ali SESLİ ‘nin yorumunda…

Ben de şunları belirtmek istedim;
– Diziler şu anki zamanda halkın televizyonda en fazla zaman ayırdıkları seyrencelik. Belgesel, toplumsal içerikli çalışmalar ve hatta haberlerden dahi daha çok seyrediliyor. Bu nedenle en önemli mesajların servis alanı bu seyrencelikler.
– İlk okulda hatırlarsanız dersler 45 dakika idi. Çünkü çocuklar bile 45 dakikadan fazla odaklanamıyorlar. Bu da dizilerin zamanlarının tanımlı açıklaması…

– Bu dizilerin her biri bölümü, bir AVM, bir fabrika gibi bütçe ile seyredilir duruma geliyor. Her yere para harcanacak da sosyolog, pisikolog vb. yerlere mi para harcamıyorlar, sizce? Tabiki harcanıyor. Hemde her türlü geçmiş deneyimler de süzülerek, cımbızla ayıklanarak.
– Diğer maddeler ile birlikte (özellikle ilk madde) Siyasiler, hükümet, hatta dış kökenliler dahil vb. diğer tüm güçler için en iyi KENDİ DÜŞÜNCELERİNİ anlatma ve iyi tüm düşünceleri BOZMA, PARÇALAMA, YIKMA alanı, değil mi? !!!
– Bu arada unutmamak gereken bir nokta da Ahlak bozulması; tabiki Ahlak en kolay sağpa-sola kaçan bir olgu. Hele geçmişte sağlam temelleri yoksa… Varsa bile bozulmaya meyillidir. Ben ilk okula giderken erkek çocuklar bazı AYIP gazetelerde TAYT giymiş kızlara ÖFF gözü ile bakardık. Hani TAN gazetesinin PLAYBOY sayıldığı zamanlardan bahsediyorum… Yanlış anlamayın; Türkiye’nin 3. büyük kenti İZMİR’de ve İZMİR’in de en gelişmiş, en aydın ilçesi KARŞIYAKA’da…  Peki şimdi ne oldu. Geçen gün yine İZMİR’de sadece altında kilotlu çorap olan bir bayan gördüm. Evet bayağı bir ilerleme var hayatlarımızda. Peki tehlikeli soruyu soruyorum;
“MÜSLÜMAN MAHALLESİNDE SALYANGOZ SATILMAZ” denilen bir toplum nasıl oldu da bizim şimdi içinde bulunduğumuz yere geldi?

Uzattım,Son söz…
Bu yazdıklarımız bile bir çok sıkıntı oluşturacak nokta. Bu planlar en az 30,40 hatta 50 yıllık planlar. Tıkır tıkır işliyor. Hemde sağ dediğimiz sol çıkıp, sol dediğimiz de sağ olarak…

50.000 TL sermaye ile ne tür bir iş kurabiliriz?

Sorun tabiki sermaya bir işe başlamak için.
Ancak unutmamak gerekir ki eğer 50.00 TL sermaye ile bir iş kurup gelecekte de geçimi sağlamak hatta yatırım yapmam mümkün ise bu işi hemen herkes yapmak ister ve parayı da bir şekilde bulurdu.
Daha önemli konu tabiki siz hangi işi biliyorsunuz? Böylece öğrenme bedeli ödemeden işi devam ettirebilirsiniz.
Eğer durum sizin için böyle olsa idi zaten işinizi kurmuş olurdunuz, dolayısı ile bu soru sorulmamış olurdu. 🙂
Yok eğer tavsiye edilen işi yapacak iseniz ayrıca bir 50.000 yada 75.000 TL gibi bir destek sermayeniz daha olmalı.
Çünkü siz işi öğreninceye kadar bir o kadar da parayı zarar ettirebilirsiniz ki bu çok olağan.

Yoksa her iş kuran KOÇ, SABANCI, ECZACIBAŞI yada daha küçük ölçeğinde sizin mahalledeki başarılı 40 yıllık esnaf olurdu, değil mi?

Yeni bir iş aramak için nederen başlamalıyız?

Şu zamanda, dünyada dahi ekonomik krizin tavanda olduğu bir zamanda (ki biz Türkiye’de senelerdir kronik krizde yaşayanlar oalrak) ilk – son demeden İŞ tanımınız içine giren tüm olasılıkları denemek gerekir diye düşünüyorum.
Daha önceleri İŞ Yapan (çalışan) talebi çok fazla olduğu için (tabi 90 lı yıllardan bahsediyorum) herkese bir İŞ oluşabiliyordu. Şimdi ise İŞ Yapan İŞ Yapamıyor, İŞ Veren ise umduğundan çok daha fazla işi verecek kişi ile karşılaşıyor.
Dolayısı ile istediğimiz noktada (alan değil) olmak için;

1 – Gazete ilanları,
2-Tanıdıklar,
3-Meslek kuruluşları/odaları vb,
4-internet üzerinden online kariyer siteleri (kariyernet, secretcv vb. tamamı),
5-Sosyal ağlar,
6-Medya,
7-Kendi işimizi kurma seçenekleri (ki “Kötü komşu insanı ev sahibi yapar derler ya, işsizlikte kişiye İŞ veren olma şansını açabilir! 🙂 ) gibi tüm olasılıkları gündeme hemen getirmeliyiz.

BahtSİZ Bedevi

Kriz ve kriz yönetimi, sakin anlar ve sonuç…

Bu konuda bir kaç fikrimi beyan etmek istiyorum.  Şimdi kriz ne ?  Bu soruya bakalım. Kriz ani oluşan bir durum. Kalp krizi, diplomatik kriz vb. diyebiliriz. Peki içinde bulunduğumuz kriz ne durumdadır?
Bence tüm açıklamayı şu tanım yapmakta;” Kral çıplak”. Evet. Durum bu.
Kral zaten çıplaktı. Biz bunu görmek istemedik. Korkmamak için.

Geçen gün güzel bir tanım vardı.
Krizde üç (3) bakış vardır, diyor.
1 – Olumlular, pozitifler,poliyannacılar.
2 – Olumsuzlar, negatif düşünceliler,krizde ölenler.
3- Durumu görüp,inceleyip, plan oluşturup çözüm arayıp, uygulayanlar. İşte bu 3. bakış çok önemli. Diğer iki bakış ( 1 ve 2. seçenekler) çok tehlikeli. Gereksiz ölümler ve/veya gereksiz rahatlıklar oluşturuyor.

Bu 1. ve 2. bakış için çok bilinen ancak (ayıplı) bir örnek var.
“Bahsız bedevi ve çölde kutup ayısı”. Bu örnek seçimi için özür dilerim. Ancak bu ironik durumu en iyi anlatan örnek.
Şimdi düşünün bahtsız bedevi çölde kutup ayısı ile karşılaşınca çok korkar, hatta öleceğini, hatta kesin öleceğini düşünür, değil mi?
Peki hiç kutup ayısının durumunu düşüneniniz var mı?
O ne yapsın;
1 – Çölde
2 – Su yok
3 – Çok sıcak (belki gece rahat hisseder kendini tabi geceyi görür ve ısı farkınada dayanabilirse)
4 – Kesinlikle alıştığı ortam değil, TAM TERSİ…

Şimdi bunu görünce bahtsız bedevi şunu yapabilse, Ayıdan uzak dur. Bekle. Yorgun  ve halsiz kalsın.
Aciz olduğu anda düşün;
1 – Ayıya bir halka ile şeyhlere ayı dansi mı seyrettirsin, hemde kutup ayısı (ne para alır)
2 – Yok ölmesini beklesin, (hatta kendi öldürsün, eti mundar olmasın) etini, derisini alsın,
3- önce elegeçirsin, sakin bir yere ayı sayesinde gitsin, sonra 2. seçeneği yapsın.

Şimdi soruyorum size BAHTSIZ BEDEVİ bir anda EN BAHTI AÇIK, ÇOK ŞANSLI bir BEDEVİ olmadı mı? ALLAH ona mecene çölde muhteşem bir şans vermedi mi? BATSIZ olan bir anda KUTUP AYISI olmadı mı?

Şimdi çok uzattım. Ekonomik Krizde insanları nasıl değerlendirelim? Yada biz insanlar (yada BAHTSIZ BEDEVİLER) Ekonomik Krizi (yani KUTUP AYISI ile karşılaşmayı) nasıl değerlendirelim? Bu soruya cevap için ben soruyorum; Siz neredesiniz? Durumunuz Bahtsız Bedeviden daha mı iyi (Kötü / ikiside aynı durum dikkat lütfen) ? Kutup ayısı ile karşı karşıya mısınız?
Lütfen dikkat. Size nacizhane ne olumlu, poliyannacı, pozitif olun diyorum, Ne de olumsuz, ölümü bekleyen, negatif düşüncelerle olun diyorum. Sadece bir durumunuzu gözden geçirin. Tabi durum inceleme ve sonucu içinde planlı bir hareket ve sabırlı olun diyorum.
Saygılarımla.
Baht(SİZ) bedevi…  🙂

Sencar TOSUN
Not yayın alanı; https://www.xing.com/opensocial/canvas;app=4